27 Mart 2012 Salı

Ben bunu çok beğendim: Lemony Flutter

İki dakika nefes alıp yazabilsem keşke...uzun uzun ama...sırada bekleyen taslaklarım var ama iki dakika oturamıyorum ki ofiste.


Bu Lemony Flutter var ya...acayip bir krem. Ayaklarıma ve tırnak diplerine sürüp çorabımı giyip yattım cuma akşamı, pazar günü pediküre gittiğimde canım E.'ciğim kesecek ölü deri bulamadı.


Topuklarımı çok yumuşattı, ayaklarda mucize yarattı resmen.


Ellerime de kullandım ama sanırım eldiven giymek gerek etkisini görebilmek için.


Ben bu ürünü severek kullanıyorum ve üstelik tüm sevdiklerime de hediye alıyorum. Artık hep dolabımda olur.


Tavsiyeyi veren Z. ye çok teşekkürler :))  


Bu arada tek sorun ürün içeriğinde paraben olması. Araştırmalarıma göre yüzdesi oldukça düşük imiş. 



23 Mart 2012 Cuma

Bir yaz rüyası...

Bir yaz rüyası...

Bir yaz rüyası... by clumsyshopper featuring a short long dress


Cuma gününe ve yaz mevsimine gelsin bu set. Çok keyifle yaptım yine.

Lush'a dalış M.A.C.'ten kaçış :))

Şehrin tam göbeğinde çalışıyorum demiş miydim? Avantaj olduğu kadar dezavantaj ama olsun. Şehrin kalbi atarken bir latte içmenin keyfi başka oluyor.

Bu öğle arasında bir kozmetik kaçamağı yaptık ofisten arkadaşım ile. Uzun zamandır Lush'a gidip iki öneriye bakmak istiyordum, eh yakında da Lush olunca kısmet bugüne imiş.

Mağazadaki satış elemanından çok hazzetmediğim için ve bu iki ürünü de çok istediğim için resmen alıp çıktım ancak aklım taze maskelerde kalmadı dersem yalan olur. Bir ay içinde kullanabileceğimi bilsem ya da taa mutfağa gidip dolaptan maskeyi alma konusunda üşengeçlik yapmayacağımı, düşünebilirdim.

Lush biraz korkutuyor üstelik beni, ürünleri çok iyi gelebildiği gibi ters tepebiliyor. Bu nedenle zaten işin başındayım cesaretim yoktu başka bir şey almaya.

İlk ürün, Lush Lip Tint Latte. L'arc-En-Ciel' de gördüm ilk defa ve rengine resmen vuruldum. Çok ruj kullanabilen biri değilim, kalıcılığı konusundaki görüş beni fena halde cezbetti. 

Swatch koymak isterdim ama kişisel hiçbir resim koyma planım yok bu bloga. Sadece ürün resimleri yeterli bence. Dilerseniz L'arc-En-Ciel'in swatchlarına bakabilirsiniz.

Ürün konusunda yorumlarıma gelince, yumuşak ve ipeksi bir ürün. Fazla miktarda sürerseniz uzay yolu kaçkınına dönebiliyorsunuz hiç gerek yok :) az bir miktarı yetiyor renklendirmek için .Nemlendirme durumunu çok başarılı bulduğumu söylemeyeceğim ancak kalıcılığına lafım yok. Üzerinden kocaman bir öğle yemeği geçti hala yerinde. Bu özelliği de bana yeter şimdilik.

Yabancı bloglardan birinde blush veya göz için de kullanılabileceğini okudum, metalik renge dikkat edip robot kadına dönüşmeden bu şekilde de kullanabilirim, deneyeceğiz. 

Kokusu ve tadı pek latte gibi gelmese de beni rahatsız etmedi. Az miktarların benim için yeterli olması nedeni ile uzun süre kullanabileceğim ve çantamda duracak bir ürün. Bitince alır mıyım henüz bilmiyorum ama iyi bir alışveriş olduğunu düşünüyorum 


Diğer ürün ise okuduğum her sitede, Lush'un kendi sitesinde ve oje bloglarında adı sıkça geçen Lemony Flutter. Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine tanıştım, biraz araştırınca da çok popüler bir ürün olduğunu gördüm.

El ve ayak tırnak dipleri, tırnak kenarındaki sertleşmiş deri tabakaları yumuşatmayı vadediyor ürün. Ayrıca sertleşmiş topuklara, kuru dirseklere ve ayak parmaklarına uygulanması tavsiye ediliyor. Makeup Alley'deki yorumlara buradan ulaşabilirsiniz, ürün ile ilgili olumsuz tek bir yorum bile okumadım neredeyse. 

Benim bu ürün ile ilgilenme nedenim son derece kuru ve çatlak olan topuklarım idi. Elbette henüz ayaklarımda deneme fırsatım olmadı ama ellerimde kullandım. Kokusu limonata gibi, yapısı ise oldukça yağlı. Az miktarda kullanım yeterli, boca etmek gerekmiyor bu nedenle uzun süre kullanılabilecek bir ürün.

Mucize diyemem ama ellerimdeki sertleşmiş deriler an itibari ile oldukça yumuşamış durumda. El kremi kullanmaz isem iki günde çatlayıp kanayan ellerim yumuşacık oldu, dirseklerim de öyle. Eğer ayaklarda da memnun kalırsam yumuşatma + tırnak et problemini çözerse uzun süre kullanacağım bir ürün olma şerefine nail olabilir.

Ancak yoğun ve yağlı yapısı nedeni ile ve arkadaşımın önerisi üzerine yatmadan önce ayak tırnak diplerine ve topuklara sürüp çorap giyerek kullanmak mantıklı. Ellere ve dirseklere de uygulayıp sonra tumba yatak. Arkadaşım yatma ritüelinin dışında kullandığında kremi sürdükten bir müddet sonra etleri tahta tırnak çubuğu ile ittiriyormuş. 


Bu arada ufak bir not, dudak çatlamaları için dahi kullanan yorumcular gördüm ancak bunu yapacağımı zannetmiyorum.


M.A.C. meselesine gelince, canım arkadaşım G. iyi ki o an aradın ve konuştuk, ufak bir servet harcamaktan beni kurtardığın için sana ne kadar teşekkür etsem az. Tüm o fırçaları, fondöteni, Prep+Prime'ı, Point Paterly'yi, allığı, dudak kalınlaştıran gloss'u, fırça temizleyiciyi bıraktığım gibi çıktım. Ama son sözüm şudur, I'll be back :)) 

22 Mart 2012 Perşembe

Süpriz! Dolapta ne buldum!

Hepi topu 4 evet yazı ile tam dört tane rujum var. Hatta ben 3 zannediyordum ama bir tane daha varmış, yukarıdaki Dior Kiss 248 Orange Nectar.


Uzuun bir zaman önce bu ufaklığı (ufak çünkü 8ml-0,27 oz)  diğer 4 arkadaşı ile beraber dutyfree 'den almıştım. Kendimden vazgeçtiğim dönemde hepsini dağıttım birilerine. Evet pişmanım..deli miyim neyim...


O dönemde travel setlerine ufak servetler ödeyip sonra ya dolaba attığım ya da dağıttığım dönemdir, hatta Lancome'un juicy tubes serisi vardı bende şu an esamesi okunmayan.


Bu minik şeyi bulduğum anda iki önemli hadise gerçekleşti. İlki kimse bu rengi istemediği için elimde kalmıştı ama şimdi mercan-portakal deliliği başlayınca kıymete bindi, ben de beğenmezken rengine bayılıyorum şimdi. İkincisi gloss'lara karşı olan "yapışkan- dudaklarım yağlı gibi- ben hiç gloss kullanamam" yargılarım sona erdi. Hala yapışan gloss kullanamayacağımdan eminim ama bu tatlı mercan yapışmıyor ve çok zarif ışıltı veriyor. Üstelik tadı da turunç reçeline benziyor.  


İyi ki benimle kalmışsın tatlı mercanım, diğer arkadaşlarını kendi "clumsy" liğime kurban etmiş olsam bile seni bulmak bu sabah çok keyifli idi. 


Diğer kalan 3 rujumun 2'sini çok severek kullanıyorum bir tanesi ise yine dolap bekleme kıvamında. 




Onları da daha sonra yazayım yoksa bir minik makyaj çantasını nereye kadar anlatabilirim ki?  :)) 








21 Mart 2012 Çarşamba

Mercan Aşkı

Mercan Aşkı

Mercan Aşkı by clumsyshopper featuring dark jewelry


Ben bu polyvore'a bayıldım...Yani gerçekten...sanki alışverişi yapmışım bitmiş gibi hissediyorum. Kırk saat bakıyorum, inceliyorum...


Set yapmış olanlara bakıp bakıp iç geçiriyorum. İçimdeki alışveriş canavarını keser mi bilemem ama moda dergilerini karıştırmaktan çok daha etkili. Bu set benim seçtiklerimden... 


Resme tıklayınız ve sizde keyfini çıkarınız...


Ben çok ama çok eğleniyorum...ve ayakkabılara resmen bittim :)) 

2012 Yaz - Çantalar

...

Arzu nesneleri...ve ben hepsini istiyorum :)) 

Bioderma Deodorant ve Hayalkırıklığı

Bir süredir alüminyum içermeyen ancak rahat hissedebileceğim bir deodorant arayışı içindeyim. Deodorant konusu benim için biraz hassas ve rahatsız bir konu şöyle ki,basınçlı kutuları kullanamıyorum, eskiden bir yanma hadisesi geçirdiğim için çok tedirgin oluyorum kullanırken, mum deodorantlardan ise hiç hoşlanmıyorum.


Uzun zaman nivea'nın kokusuz roll on'nunu ve basınçsız şişesini kullandım ancak bu alüminyum meselesi canımı sıkmaya başlayınca arayışa geçtim. 


Kokusuz, basınçsız, terlemeye karşı etkili, rahat hissedebileceğim alüminyumsuz bulduğum tek ürünü ise almadan geldiğim için kendime çok kızıyorum. Bakınız alttaki resim.


Maalesef bu ürünü Vichy henüz Türkiyeye getirmiyor. Ya da varsa bile ben bulamıyorum.  Çok az kokusu var evet ama bence bununla yaşayabilirim.


Bu ürünü ararken karşıma çıkan bioderma sensibio'ya gelince, terlemeye karşı etkili ve hassas ciltler için özel bir ürün olduğunu vaadetmesine ve alüminyum içermemesine rağmen kendimi rahat hissedemedim. Roll on'un akışkanlığı çok çok az, sürüp sürmediğiniz anlaşılmıyor bile. Üstelik koruyuculuğundan da hiç memnun kalmadım.


Bir ürün alana ikinci ürün bedava kampanyası nedeni ile elimde 2 tane var, bitince asla almayı da düşünmüyorum. Eğer bulursam Vichy'nin üstteki deodorantını stok yapmayı planlamaktayım. 



Sans Soucis 3-1 Cleansing Fluid






Resimdeki temizleme losyonunu da nemlendirici ile beraber aldım, göz makyajı aslında yaptığım tek makyaj sayılabilir o da öyle detaylı değil maalesef. Blogları takip ederek işin inceliklerini öğrenmeye çalışıyorum bir taraftan. Mesela sabitleyici nedir, pigmentasyon nedir, göz makyajı hangi fırçalarla yapılır gibi. 

Şimdilik farlarımdan çıkan fırçaları kullanmakla meşgulüm ama okuduğum kadarı ile bir blending fırça almak özellikle dumanlı göz makyajı için önemliymiş. Gölge yapmak, eyeliner çekmek gibi şeyleri de zamanla deneye yanıla öğrenmeyi umuyorum.

Blogun adından belli, kadın olmayı bakımlı olmayı aradan geçen onca seneden sonra yeniden öğrenmeye çalışıyorum işte bir taraftan.

Tek sıkıntım ne alacağımı, nasıl bir yol izleyeceğimi bilememek. Onca ürünün arasına doğru malzemeyi alıp doğru bir şekilde kullanabilmek...izlediğim blogların çok faydasını görüyorum bu işler için.

Gelelim 3-1 temizleme sıvısına, Baden- Baden'den gelen mineral suyu ile yapılandırılmış bu ürün makyajı nazikçe çıkarırken cildi de etkili bir şekilde temizliyor, dengeliyor ve ton veriyor. Ve bunların hepsini benim gibi üşengeçler için tek bir adımda yapıyor. Cildin doğal dengesini korurken cildi de koruyor. Makyaj pamuğuna döküp makyajınızı silebilirsiniz.

Ben bu üründen de çok memnunum, kurutmadan tek bir pamuk ile tüm temizleme işimi hallediyor ancak ben üzerine bir de yüzümü yıkıyorum nemlendirici  sürmeden önce.

Eğer denk gelirseniz, çok pratik ve kullanışlı bir ürün. Bu markanın herşeyini rahatlıkla kullanabilirim ben. 

20 Mart 2012 Salı

Rüya nemlendirici - Sans Soucis Deep Moist Depot

Tamamen tesadüf eseri tanıştığım bir ürün bu. Yurtdışı seyahatlerimden birinde büyük bir alışveriş merkezini gezerken bu işlerden çok iyi anlayan bir arkadaşımın keşfi.


Bu kadar mı keyifli, hafif ve etkili olur bir ürün! Ben asla yoğun ve ağır nemlendici kullanamıyorum. Hatta bu dönem shiseido'nun white lucency setindeki emülsiyonu kullanıyordum ama cildime yetmiyordu. Bu krem resmen hayatımı kurtardı.



Bakın neler vaadediyor bu minik şişe;


2 aşamalı bakım sistemi ile bilimsel olarak kanıtlanmış nemlendirme etkisi. Eşsiz formülü ile mineral deposu yosun özleri ve hyaluronic asit ile hemen emilir, cildi serbest radikallerden koruyan E vitamini nemi hapseder ve organik silikon bileşenleri yüz çizgilerini yumuşatır. Baden Baden kaynak suları ve saf savokado yağı cildi dengeler, yumuşatır ve tazeler.  Deep Moist Depot cildinizi en saf şekilde nemlendirir. 25 yaş ve üzeri cildi için yoğun nem ve özel bakım isteyen herkes ve her cilt tipi için uygundur. Test sonuçlarına göre uygulandıktan 12 saat sonra dahi cildin nem dengesi artışı gözlenmiştir. Deep Moist Depot'un içeriğinde hayvanlardan elde edilen bileşen yoktur. 


Tek sorun Türkiye'de bulamıyor olmam. Bir şişe bitmek üzere, yedekte bir şişem daha var o bitince daha çok dermokozmetik markalarına dadanmayı planlıyorum.


Bu markanın bir de göz makyajı temizleyicisini aldım ve ondan da çok memnunum.Tonik kullanma alışkanlığım maalesef yok, rutinim iyi bir exfoliant ile yüzümü yıkamak (bu ara shiseido kullanıyorum) ve nemlendirmekten ibaret. Bu rutine sıkılaştırıcı bir tonik yaş itibari ile artık çok gerekli ve göz çevresi kremi eklemem şart ama "clumsy" likten ne alacağıma bir türlü karar veremiyorum.


Önümüzdeki günlerde bir seyahatim daha olacak, kendimi kozmetiklere ve kremlere adama planındayım.


Yavaş yavaş bir liste hazırlasam ve şaşkınlaşmadan ve o kadar ürün arasında aptala dönüp almadan çıkmamak için bir yol haritası hazırlamam gerek.








Sil baştan başlamak gerek bazen...





Almayı istediğim binlerce şey varken hiçbirşey alamamaktan duyulan esefle çıktı clumsy shopper.  Üstelik o kadar uzun zamandır kendimi ihmal etmişim ki şimdi şaşkın ördek gibiyim. 


Şimdi kendimi şımartma ve iyi hissetme zamanı. 


Kendime hoşgeldim...